TÜKETİCİ ARTIK BİLMEYECEK!

TÜKETİCİ ARTIK BİLMEYECEK!

Covit19 salgını başladıktan sonra, televizyonlarda ve sosyal medyada en fazla yer alan konulardan birisi, sağlıklı beslenme; vitaminler, ek gıdalar, çaylar, vitamin içeren şuruplar. Çeşit çeşit yiyecekler ve yemek tarifleri oldu… (Üstelik çoğu da unuttuğumuz Anadolu mutfağından.)  

Bu arada zencefilin ve zerdeçalın girmediği mutfak neredeyse kalmadı.  Umarım salgın tehdidi bitince de, doğru beslenme  gayretimiz devam eder. Umarım diyorum çünkü biz, tehlike anı geçince eski “normal dışı” alışkanlıklarımıza çok çabuk dönüyoruz.  

Her şey iyi güzel de, güçlü bağışıklık sistemine sahip olmak öyle, üç beş ay dikkatli beslenmeyle olmuyor. Sağlıkla ilgili alışkanlıklarımız, tükettiğimiz ürünlerin kalitesini sorgulama duyarlılığımız, yaşam boyunca devam etmeli. 

Bir dönem de GDO’lu yiyecekleri ve insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini konuşuyorduk. Bugün GDO’lu yiyecekler diye bir konu kalmadı. Bir kesim sözde “organik” adı altında üretilen ürünlerle konuyu çözmüş kendini sağlama almış görünüyor. Ekonomik gücü olmayan insanların ise zaten tek derdi karın doyurmak. Market rafları doğal olmayan kimyasal gıdalar ve genetiği değiştirilmiş yiyeceklerle dolu.  

Soran yok. Sorgulayan yok. Denetleyen yok!

Sağlıksız yaşam ve sağlıksız ürünler ne siyasetin, ne de basının gündeminde yer alıyor…

Üstelik virüs en fazla, yanlış beslenme alışkanlıklarımızdan, neticesinde ortaya çıkan (kalp ve kanser gibi) kronik hastalıklardan vururken bizi. 

Ve sistem çalışıyor.

İnsan gıdası kapitalizmin ve küresel şirketlerin en önemli kar alanı olunca, ortada ne sağlık ne de sağlıklı beslenme kalıyor. Hele de Milli ürünlerinize sahip çıkamamış ve kendinize yeten bir tarım ülkesi olamamışsanız.

Ne yaptıysak kendi kendimize yaptık!

Ah o tohum ithali! 1984’de serbest bırakılmayacaktı!  

Ah o tarım ilacı! 1997’de tarım pazarımıza girmeyecekti. Bugün o yanlışların bedelini ödüyoruz.  

Dün GDO, bugün Trans yağ…  

Çikolata, bisküvi, cips gibi pek çok gıda maddesinin ambalajında yer alan “trans yağ yoktur” ibaresi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkartılıyor. Gıda ürünlerinde “trans yağ” olsa da olmasa da artık etikete yazılamayacak. Dolayısıyla tüketici ürünlerde, trans yağ olup olmadığını bilemeyecek.  

Kanada, AB’nin bazı ülkelerinde kullanımı yasak olan trans yağ, ülkemizde sadece yüzde 2’nin üzerinde kullanımı yasak. Yüzde 2’nin altında ise düne kadar etikete yazılıyordu, bundan sonra o da yazılamayacak. Yani gıdada olan veya olmayan trans yağa ait bilgilerden tüketici haberdar olmayacak.

Yapay yolla üretilen trans yağlar, sıvı haldeki bitkisel yağların hidrojenle doyurularak daha katı hale gelmesiyle elde ediliyor ve sağlık için oldukça zararlı. Üstelik bu yağın, aşırı tüketiminin, ciddi sonuçları olabilecek hastalıklara yol açabileceği bilinmekte.” 

Sağlığın ve sağlıklı beslenmenin ne kadar önemli olduğunu derinden hissettiğimiz bugünlerde, tüketici zararına olan bir çalışma; insanların en doğru şekilde bilgilenme ve bilinçli seçimler yapabilme haklarının ellerinden alınması kabul edilemez.

Geçmişte yapılan hatalar  tekrar edilmemeli.

Yıllardır tüketiciye, “etikete bakarak ürün almalarını” söyleyen, “Tüketiciyi Koruma dernekleri” ve her fırsatta suni gündemlerin peşinden giden “siyaset”; işte size gerçek gündem; toplumun SAĞLIKLI BESLENME HAKKI. Acilen bu konuyu gündeminize almalısınız.

Atalarımız ne demiş? “Can boğazdan gelir (geçer)”

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 + 17 =