İKTİDAR OLMAK İSYENLER, İKTİDARDA KALMAK İSTEYENLER; SİYASET DÜŞMANLIK ALANI DEĞİLDİR!

Siyasi rakibini düşman gibi göstermek, Türk siyasetinin geleneği haline geldi.İtiraz eden çıkabilir ama son yıllarda suni gündem oluşturmak, algı ve düşmanlık yaratmak, siyasetin en fazla kullandığı araçlardan oldu.Siyaset, “Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olduğunun” farkında bile değil. Yarattıkları düşmanlık havası toplum nezdinde siyaseti; zararlı, yıkıcı, bölücü bir faaliyet olarak göstermekte, çözüm...

İSTANBUL VE KENTLER KİMSENİN TARLASI DEĞİLDİR!..

 Kent sadece ekonomik getirileri ve farklı bir fiziki çevreyi belirtmez. Aynı zamanda siyasal aşamaları şekillendiren toplum hafızasının, sosyal ve kültürel düzenin adıdır. Bu düzenin bozulması, toplumun kent algısını, aidiyet duygusunu ve sosyal bütünleşmesini zedeleyecektir. Varacağımız nokta insanların kentlerine duyarsızlığı ve yabancılaşması olacaktır.   İstanbul’da ve kentlerimizde yaşayanların kent değerlerine “yeşiline, denizine, tarihi yapısına”...

YÖNETENLER VE YÖNETMEYE TALİP OLANLAR!..

“Eğitim şart” diyoruz ama nasılını sorgulamıyoruz. Diploma alıyoruz ama mesleğimizi yapamıyoruz. İş sahibi oluyoruz ama doğrulukla ve hakkıyla büyüyemiyoruz. Ülkesi yararına çalışma idealinde olan insanları siyasette ve makamlarda göremiyoruz. Sonrasında devlet kurumlarında yaşanan yozlaşmadan, üretimden uzak ekonomiden, çevre kirliliğinden, eğitimin eksikliğinden ve yalanla talanla iç içe olan siyasetten şikâyet...

BU GİDİŞLE Z, Y’NİN DEVAMI OLACAKTIR!..

Son dönemde sosyal ve siyasi alanların en önemli gündem maddelerinden biri 2000-2020 yılları arasında doğan Z kuşağı.Onları diğer kuşaklardan ayıran en önemli özellik teknolojiyle erken tanışmaları, internetle kurdukları dünya üzerinden daha geniş bilgi ortamına erişmiş olmaları. İçine doğdukları bu imkânlar sayesinde de, farklı hayat görüşlerine ve daha hızlı düşünebilme...

“HER İNSAN KONUŞTUĞU DİLİN EVLADIDIR”

 Yaşamakta olduğumuz belirsizlik ve güvensizlik ortamı, gitgide herkesi önyargılı ve bencil hale getiriyor. Kişilerin, topluma karşı olması gereken sorumluluk duygusu yerini, bencilliğe bırakınca edep ve idrak ortadan kalkıyor. Nerede durduğu ve nereye gideceği belli olmayan bir salgın sürecini yaşıyor olmamız yetmezmiş gibi siyasilerin kullandığı nefret dili ve argo söylemleri yüzünden...