SİLAHLAR SUSUNCA TERÖR BİTER Mİ?
Şiddeti meşru gören bir zihniyet, en öldürücü silahtan bile daha tehlikelidir. Çünkü silahın menzili sınırlıdır; onu haklı gösteren düşünce ise kuşaktan kuşağa aktarılabilir. İnsan öldürmeyi kahramanlık, korkutmayı güç sayan bir anlayış, kendisine yeni silahlar ve gerekçeler bulabilir.
Üstelik bu toplum barış sözünü ilk kez duymuyor.
PKK, geçmişte farklı dönemlerde ateşkes ve eylemsizlik açıklamaları yaptı. Kapsamları ve süreleri değişse de bu girişimler kalıcı barışı sağlayamadı. Toplumun bugün verilen sözlere ihtiyatla yaklaşması bu nedenle anlaşılabilir.
Mart 2025’teki ateşkes açıklamasını izleyen, Mayıs 2025’te açıklanan fesih ve silahlı mücadeleyi sona erdirme kararı, geçmişteki geçici ateşkeslerden farklı bir taahhüttür. Ancak toplumun güvenini kazanması, uygulanmasına bağlıdır.
PKK’nın ülkemize yaşattıklarını unutmadan atmalıyız her adımımızı.
Kaybedilen canları, dağılan aileleri, yarım kalan hayatları ve yıllarca korkuyla yaşayan insanları hafızamızdan silemeyiz.
Geçmişi hatırlamak, huzurlu bir geleceğe karşı çıkmak değildir; aynı acıların tekrarlanmaması için verilen sözlerin karşılığını görmeyi istemektir.
Ülkemiz terör belasından kurtulmalıdır. Hiçbir aile evladını kaybetme korkusuyla yaşamamalı, hiçbir çocuk şiddetin gölgesinde büyümemelidir. Ancak silahların susması, onları kullanan anlayışın değiştiğini tek başına göstermez. Şiddet bir hak arama yöntemi olarak görüldükçe, aynı tehdit başka bir yerde, başka bir adla yeniden ortaya çıkabilir.
Bu nedenle meselenin adı yalnızca “barış” değil, şiddeti meşru gören zihniyetin değişmesi olmalıdır.
Peki, zihniyet nasıl değişir?
Önce yaşatılan acılarla yüzleşerek. İnsan hayatını bir amaç uğruna feda edilebilecek bir araç olarak görmekten vazgeçerek. Hiçbir gerekçenin, başkasının yaşamını elinden alma hakkı vermediğini kabul ederek.
PKK’nın asıl sınavı ise anlaşmazlık anında başlar.
Talepler karşılanmadığında da şiddetten uzak duruluyor mu? Örgüte karşı çıkanların özgürlüğüne saygı gösteriliyor mu? Silahsız siyaset tercihi sürdürülüyor mu?
Bu soruların cevabı, açıklamalardan çok davranışlarda görülür. Şiddeti yücelten dilin terk edilmesi, silahlı kadroların dağıtılması ve insanların baskıyla örgüte katılmasının sona ermesi, değişimin somut göstergeleridir.
Ancak şu soruyu da sormak gerekir: Örgütün kararlarında dış aktörlerin etkisi ne ölçüdedir?
Şiddeti besleyen çıkar ilişkileri ve yeniden silahlanmayı mümkün kılan destekler de araştırılmalıdır. Dış etkilerin varlığı, tek başına yeniden silaha dönüleceğini göstermez. Fakat bu ilişkilerin niteliği ve kararlar üzerindeki ağırlığı, taahhüdün kalıcılığını değerlendirmek açısından önemlidir. Çünkü asıl tehlike, silahı yeniden harekete geçirebilecek iradenin varlığını sürdürmesidir.
Sonuç olarak; Bugün zihniyetin değişip değişmediğine ilişkin kesin bir yargıya varmak için somut kanıt gerekir. Güven, sözlerin zaman içinde tutulmasıyla oluşur. Toplumun beklediği, geçici bir eylemsizlik değil, terörün hayatımızdan kalıcı olarak çıkmasıdır.
Çocuklarımızın geleceği, koşullar değiştiğinde bozulabilecek bir sessizliğe bırakılamaz. Bu ülkenin ihtiyacı; insan öldürmeyi haklı gören anlayışın sona erdiği, hukukun ve ortak yaşama iradesinin güçlendiği bir gelecektir.
Bir cevap yazın