GAZETEDEN TİKTOK’A: BİR KUŞAĞIN SORUMLULUĞUNUN ÇÖKÜŞÜ!..
Akıllı telefonlar icat edilmeden önce babamın bir gazeteyi saatlerce okuduğunu hatırlıyorum.Haberleri okur, sindirir, bize aktarır; her satırın üzerine düşünürdü. Çünkü gazetenin bir süzülmüşlüğü vardı. Bir editörün vicdanı, bir denetimin ağırlığı, bir “doğruyu yazma” sorumluluğu…Gazetecilik bu ülkenin hafıza organıydı. Hafıza, sadece geçmişi taşımak değil; yanlışla doğruyu ayıran bir adalet terazisiydi.Bugün...