Aralık 2025
GAZETEDEN TİKTOK’A: BİR KUŞAĞIN SORUMLULUĞUNUN ÇÖKÜŞÜ!..
Akıllı telefonlar icat edilmeden önce babamın bir gazeteyi saatlerce okuduğunu hatırlıyorum.Haberleri okur, sindirir, bize aktarır; her satırın üzerine düşünürdü. Çünkü gazetenin bir süzülmüşlüğü vardı. Bir editörün vicdanı, bir denetimin ağırlığı, bir “doğruyu yazma” sorumluluğu…Gazetecilik bu ülkenin hafıza organıydı. Hafıza, sadece geçmişi taşımak değil; yanlışla doğruyu ayıran bir adalet terazisiydi.Bugün...
EĞİTİMSİZLİĞE UTANDIK MI?
Ankara’da bir grup liseli öğrenci, ders anlatmaya çalışan öğretmenleriyle alay etti; üstelik bunu kameraya alıp eğlenceye dönüştürdü.Bu görüntüler, tek bir sınıfın değil, yıllardır eğitimde biriken sorunların fotoğrafı.Sınıfta kalmanın kaldırıldığı, düşük not vermenin neredeyse yasaklandığı, velinin en küçük şikâyetinde öğretmenin zan altında bırakıldığı bir düzen… Bugün Türkiye’nin dört bir yanında...
GÜÇ HAKLIYI SUSTURMAMALI…
Türkiye’de siyasetin en büyük handikabı, gücün kendisini “doğru” gibi pazarlayabilmesidir. Kimileri sandıktan çıkmayı haklılığın delili sayar; oysa sandık sadece iradeyi gösterir, erdemi değil. Yönetme yetkisi verir, yanılmazlık değil. Bu yüzden siyasetin en kritik kırılma noktası, gücün kendini hak yerine koymaya başladığı andır.Siyasi gücü elinde bulunduranlar, hakkın da sahibi olduklarını...
SORUMLULARA DOKUNMAK ŞART!..
Bir uçak düştüğünde, bir asker toprağa verildiğinde, bir ocak söndüğünde ilk yapılması gereken bellidir: Sorumluların kim olduğunu bulmak, onlara gerçekten dokunmak.Türkiye’de yıllardır değişmeyen bir ezber var:“Araştırma başlatıldı.”Soruşturma açılır, komisyon kurulur, raporlar yazılır…Sonra?Raflar dolup taşar, ama sorumluların yüzü bile kızarmaz.Oysa adalet, kazanın olduğu yerde başlar — fotoğrafın en üstünden.Bir uçak...
KOKUDAN DEĞİL, KAYITSIZLIKTAN BOĞULUYORUZ!
Trabzon’da bir süredir kokarca böceği her yeri sarmış durumda.Evlerde, bahçelerde, tarlalarda…Halk nefes alamazken, mecliste konu hâlâ “Bu böceği kim gönderdi?” tartışmasına sıkışmış durumda.Oysa asıl mesele bu değil.Bu böcek neden bu kadar hızlı yayıldı?Neden bu kadar savunmasız kaldık?Tarımı, doğayı, yaşam alanlarımızı tehdit eden bu istilacı türle nasıl mücadele edeceğiz?Sorulması gereken...
BİR ZAMANLAR BİR PARTİ VARDI!..
Bir dönem o parti, siyaset tabelasından fazlasıydı.Bir fikri, bir ideali, bir ülke hayalini taşırdı omuzlarında. İnsanlar, o partide makam aramak için değil; bir davaya omuz vermek için bulunurdu. Bir inancın, bir idealin, bir ülke tasavvurunun etrafında toplanılırdı. “Biz” kelimesi samimiydi, çünkü ortak bir hedefe, ortak bir vicdana işaret ederdi....
Hakikatin Sosyal Medyada Kayboluşu…
“Paylaşmanın bu kadar kolay olduğu yerde, hissetmenin bu kadar zor olması tesadüf mü?”“Bir tuşla görünür olduk; ama görünmez hale gelen duygularımız ne olacak?”Artık herkesin elinde bir kamera, yüzünde sahtelik var. Gerçek, yaşanmak yerine kurgulanıyor; dolayısıyla hisler anlamını yitiriyor. İnsanlar mutlu görünmeyi, mutlu olmaya tercih ediyor. Kalbimizde sakladığımız duygular, şimdi...
BİR BÜYÜK FELAKETİN ADI: SESSİZLİK!
Her çağın bir vicdan sınavı vardır. Bizim çağımızın sınavı ise Filistin’dir.Bugün orada yaşanan bir katliam, bir büyük felaket, bir halkın yok edilmek istenmesidir. Ve ne yazık ki bu felaketin sessiz tanıkları biziz: insanlık.Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulmasıyla zorunlu göçe ve katliamlara maruz kaldıkları o...